13 Mart 2008 Perşembe

DÜŞÜNBİL Sayı 4


İÇİNDEKİLER


SPİL DAĞI'NDA ÇIPLAK BİR ADAM:

Ahmettin Carlak

Bilincin Doğayla Bütünleşmesi: Ahmettin Carlak
Olcay Yılmaz

Ahmet Bedevi (Ahmettin Carlak) Öteki'dir
Fatih Yavuz Çiçek

Samarralı Bedevi (Manisa Tarzanı)
Sami Arslan

“ Savaş Her Şeyin Babasıdır ”
Tan Doğan

Laisizm ve Laiklik:
Nurettin Yıldırım

Yalnızlaşmak Sorunsalı
Kubilay Bürgan

Kendiliğindenlik
Üzeyir Lokman ÇAYCI

Koru Beni Rüzgar
Ferruh Alışır

Delikanlı
Meral Uludağ

Egede Olmak
K. Kurtuluş İzbek

Uyaklı Düşünceler Tanımlar
Erhan Tığlı

Din Seddi
Murat Olğar

Kesik Dil
Aytekin Orhan

Gidişinde
Ahmet Yılmaz Tuncer

Düzensiz Düzene İsyankar Dizeler
Abdulsemet Telimen

Aryaların Eski Tanrısı
Ayfer Feriha Nujen

Duvar Yazılarıyla
Bülent Taş

Bilim Dünyası




-----------------------------------------------------------------------------------------


ÖZGÜRLÜK


Olcay Yılmaz



Ahmettin Carlak özgürlük için soyunmuştu; bugün ise kapanarak özgür olacağına inananlar var. Kuşkusuz özgürlük soyunmak veya kapanmak değildir. Özgürlük; insanda öz'ün var olup olmayacağıyla ilgili bir kavramdır.
Kopernik dünya yuvarlaktır ve güneşin çevresinde dönüyor dedi, yasaklandı; Galileo bunu kanıtladı, başına gelmeyen kalmadı; Bruno evren sonsuzdur dedi yakıldı. Doğrular/gerçekler her süre için çoğunluğun tepkisiyle karşılaşmış ve yok edilmek istenmiştir. Oysa bugün kimse: “yeryuvarlağı yuvarlak değildir” demiyor veya diyemiyor. Gerçekler/doğrular çoğunluğun değil, öz'ü var olan insanın düşüncesidir. Çoğunluğun ne dediği değil, doğrunun/gerçeğin ne olduğu önemlidir ki, bu da deneyle, bilimle elde edilir. Kutsal sayılan kitaplarda yeryuvarlağı kah evrenin merkezinde kah yer ve gök olarak betimlenmiş, yeryuvarlağının yuvarlak olduğu tanıtlanamamıştır. Oysa deney ve gözlem doğruları/gerçekleri tek bir kişi dahi olsa- saptayabilmekte ve gün yüzüne çıkarabilmektedir. Dini kitapların söylediği ile gerçeklerin/doğruların uyuşmaması laikliği/sekülerizmi yaratmıştır. Din hiçbir süre bilimin işine karışmamalıdır ve insan yaşantısı, dini hükümlerle göre değil; bilimsel verilerin insana sunduğu yaşam ile biçimlenmelidir. Bu biçimlenme toplumu oluşturan bireylerden başlamalı ve tüm topluma yayılmalıdır. Laik devlet de işte bu bireylerden oluşan toplumun kendisi olmalıdır. Kuşkusuz, bu laik yaşam biçimini benimsemiş kişiler laik devleti oluşturabilirler. Yoksa devletin laik olması hiçbir anlam taşımamaktadır ki, devlet bireylerden oluşmaktadır.
Yıllardır din'i hükümler Türkiye Cumhuriyeti Devletinde toplumsal yaşama sokulmak isteniyor. Bireylerin Laik olmaması Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yazılı olan Laiklik maddesini yok eder duruma getirmiştir. Laik bireylerin, Laik devleti oluşturacağı düşünülürse; Anayasada bulunan Laiklik maddesi ancak zor kullanılarak yaşatılabilir ki, Türkiye'de bugün bu anayasa maddesi gericiliğe, karanlığa karşı direnmektedir.
Laiklik, özgür düşünebilen insanın yaşamı ile ilgilidir. Tutsak olanlar laik olamadığı gibi özgür de değillerdir. Bir tanrıya, bir mülke, bir ün'e kısaca paraya, maddeye, vb. tutsak olanlar hiçbir süre özgür olamadıkları gibi laik de olamayacaklardır. Laik olmayanların devleti ancak din'e dayalı bir devlet olur ki, Türkiye'de din devleti olmayı yolunda büyük adımlarla yürümektedir.
Özgür olmak, insanın özünde fışkıran bir pınara benzer. Bu pınardan yeryüzüne çıkan su öyle temiz, öyle çıplak öyle berraktır ki; içtiğinizde özgürlüğün tadına varabilirsiniz. Ahmettin Carlak ile ilgili yazımı okuyunca, onu kendiniz ile karşılaştırın. Ahmettin Carlak mı özgür, yoksa siz mi?


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------





Abdulkadir Taylan anlatımına devam ediyor:

“Vali Niyazi Araz, Ahmettin Carlak'ın
hastalandığı sıralarda O'nun için şehrin içinde bir kulübe ya da küçük bir ev yapılmasını tasarlamıştı.

Ahmettin Carlak de yanımızda olduğu halde Vali
Bey ve birlikteliğindekilere Fatih Parkı'nın içindeki yazlık sinemanın bitişiğine mütevazi bir ev yapılmasına karar verildi.

Kalabalık dağıldıktan sonra Ahmettin Carlak
yanıma geldi.

Taylan, senin, Vali Bey'le aran iyi, ben
söylemeye utandım, gösterilen yerde ev yapılmasın. Ben güneşin doğuşunu çamların ağaçların arasında seyredecek bir yer istiyorum, dedi. Ağaca evladı gibi bakan ve bir şehrin ağaçlandırılmasına ömrünü veren bir insan ağaçtan ayrılabilir miydi?”

0 yorum:

YAZIN Gecesi Topluluğuna Üye Olun

Google Gruplar
Yazın Gecesi grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

CODE GEOMAP

HABERLER