20 Aralık 2007 Perşembe

DÜŞÜNBİL Sayı 3




İÇİNDEKİLER




Bilinç ve Dogma
Nurettin Yıldırım

Türk Dili ve Benlik Sorunu
Olcay Yılmaz

“Sahip Olma” Güdüsü
Erdal Atabek

Parmenides ya da “Tanrıçanın 'Bir'icik Oğlu”
Tan Doğan

Hacer Kimdir? ( 3. Bölüm)
Merve Aybastı

Ay Gelip Oturacak Soframıza
Abdullah Rıza Ergüven

Angela Davis
Nicholas Guillen

Utanç
Mehmet Karahüseyinov

Kiminle Konuşabilirim Bugün?
Anonim

Öteki Şiirler
Ayfer Telli
Ahmet Uysal
Cüneyt Eşberk
Fatih Yavuz Çiçek
Murat Olğar
Oğuzhan Soykan
Sami Arslan Karşıyaka
Taner Cindoruk

Duvar Yazıları
Bülent Taş

Resim ve Çizimleriyle
Üzeyir Lokman Çaycı

Bilim Dünyası

Kitap Dünyası













--------------------------------------------------------


TUTSAKLIK
Olcay YILMAZ




Düşünceyi, bilgiyi, bilimi kılavuz edinmeyen; üretimden, paylaşımdan vazgeçmiş; varsıl-yoksul diye bölünmüş bir ülkenin kargaşadan (terör) kurtulması olanaksızdır. Kendimize yabancılaştığımız her gün terörün bir parçası olmaktayız. Ne denli üretimsizliğimiz, bilimsizliğimiz, bilgisizliğimiz varsa, o denli terörün bir parçasıyızdır. Dönüp kendi kendimize bir bakalım!
Yaklaşık sekiz yüz bin kilometre kare yüzölçümlü, üç yanı denizlerle çevrili; dağları, ormanları, ırmakları, dört mevsimi, yeraltı-yerüstü kaynakları oldukça bol olan bu ülke (Türkiye) doğusundan batısına yoksul bir ülkedir. Bu durum, bilinçte ve bilgide yoksul ve yoksun olmamızın sonucudur kuşkusuz.
Peki, neden yoksul ve yoksunuz?
Bilinçte yoksun olanlar tutsaktır. Tutsak kişi düşünemez, üretemez. Düşünemeyen ve üretemeyenler başkalarına bağımlıdır. Bu bağımlılık yoksulluğu, yoksunluğu getirir.
Machiavelli (1469 - 1527) şöyle der: Eğlenmekten başka bir şey yapmayan toplumlar hakaret ve tutsaklıktan başka bir şeye sahip olamamışlardır.
Altmış dokuz yılı; düşünmeden, üretmeden, paylaşmadan, okumadan geçirdik. Yaşadığımız onca olumsuzluğa karşın tepkimizi okuyarak, bilgilenerek vermedik. Penceremize bir bayrak asarak sorumluluğumuzu bir kenara attık. Oysa okumak, bilgilenmek, düşünmek bizi tutsaklıktan, bağımlılıktan, yoksulluktan kurtaracaktır.
Şimdi bu kış günü kalkıp bir kitapçıya gidilecek, soğuk ellerle cepten cüzdan çıkarılacak, içinden para alınacak, kitapçıya verilecek, eve gelinecek, kitap açılacak/okunacak, okunan kitap algılanacak, algılanan düşünülecek, düşünülen anlatılacak vb. vb.
Ne denli zor, değil mi? Oysa bir bayrak al pencerene as; ne gerek var okumaya, bilinçlenmeye, anlamaya, düşünmeye… “Okumanın bir yararı mı var?” “Ben hayat üniversitesinden mezunum!” “Okumakla iş çözülmez!” “Okumak ne kazandırıyor ki?”
Dünya, okumayanların dünyası; ne diyelim. Okumayan, bilgilenmeyen yaşamı algılayamaz. Bilim ve bilgiyi kendine kişilik edinmeyenler kendileri olamaz. Yaşamı algılayamayanlar kargaşanın bir parçası olmakta ve kendi kendilerini tüketmektedirler.
İnsanın en büyük görevi ülkesinin ve tüm yeryuvarlağında yaşayanların mutluluğudur. Bunun dışında mutluluk yoktur. Bunun dışında mutlu olanlar kendi kendilerini kandırırlar, yok ederler; başaklarının egemenliğinde yaşarlar. Her şeyin başı düşünmek ve okumaktır. Bunun için her türlü özeni göstermeliyiz ve bilimin her dalında bilgi edinebilmeliyiz. Bilgimiz yoksa sözümüz de olmaz. Bilgisiz insan eli kolu ve en başta beyni bağlı ve tutsak insandır. Bağlı ve tutsak insan her zaman satılmaya mahkûmdur.

0 yorum:

YAZIN Gecesi Topluluğuna Üye Olun

Google Gruplar
Yazın Gecesi grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

CODE GEOMAP

HABERLER